28 Nisan 2012 Cumartesi

çok müsrif bir milletiz

Atıklarımızı daha evden çıkmadan geri dönüşüm için ayrıştırmadığımız gibi işe yarar haldeki eşyaların da çoğuna çöp muamelesi yapıyoruz...
Buna bir örnek evler. Özellikle tarihi yerlerde, taşıyıcısı sağlam olan ahşap ve/ya yığma binaları yıkıp yerlerine betonarme yeni ama yine eskisiyle aynı görüntüde olan binalar yapma çabası var. Ama aslında yığma yapılar da ahşap yapılar gibi betonarmelerden daha esnek olduklarından depreme karşı daha dirençliler. Hele ki ahşap yapılar... daha sağlıklı, daha hafif, daha esnek, daha iyi ısı yalıtımlı. Sadece daha çok bakım gerektiriyor.

Özellikle kuzey Avrupa ülkelerinde neden betonarme yerine ahşap evler yapılıyor acaba? Yada Almanlar neden  7-8 katlı yapılarını ahşap yapmaya çalışıyor? Üstelik malzeme olarak sürdürülebilir, ekolojik ve ekonomik ama en önemlisi doğal. Biz elimizin altındaki cevherleri önemsemeden, hem tarihi bilgi birikimini yok ederek hem de estetik duruşlarını yok ederek, toplumda bir çözülmeye sebep olacak kadar hızla elimizdekileri yok etmekle meşgulüz.

Yaptığım tüm seyahatler boyunca anladım ki bir şehri "marka" yapan yapılan yeni projeler değil aksine eskilerini nasıl koruyup kullandığıdır. Biz İstanbul'u güncel söylemiyle "marka" yapmaya çalışırken asıl öne çıkartmamız gereken özelliklerini yok ediyoruz. Sulukule "kentsel dönüşüm" projesi bence tamamen bir rant işidir, toplumun çıkarlarına zarar vermektedir. Halihazırda içinde insanların yaşadığı binalar yıkılıp yerlerine soylulaştırmayla "yeni"leri eski "tarihi" sokak silüetleri korunarak yapılacakmış. Keza Tarlabaşı da bu yolda. Tüm dünyada araştırmacılar soylulaştırmanın bölge halkına verdiği büyük zararı yazdı yıllarca hala da yazıyor. 50 yıl öncesinin düşünce modellerini alıp kullanmayı modası geçmiş, işlevselliğini yitirmiş yada eksikleri görülmüş şeylerle marka oluşturmaya çalışmamız bundan. Bu da müsrifliğin en önde gelenlerinden biri.

Yukarıdaki fotoğrafta görülen yapıda bundan 10 yıl önce insanlar yaşamaktaydı. O zaman da tadilata gerek vardı ancak insanlar içinden çıktığından beri kendiliğinden çökmesi bekleniyor, atıl bırakıldı. Oysa saçaklarındaki süsleri, pencere söveleri, ne kadar özenilerek inşa edilmiş bir yapıydı. Eskiden önünden geçerken böyle bir evim olsun ilerde diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ancak ne yazıkki son 1-2 yıldır duvarlarının üstüne fotoğrafta da görülen metal paravanlar eklendi. Sanki bir an önce yıkılsa da o canım ağaçları kesip yerine yeni bir site diksek diye birileri bekliyor...
Müsriflik bu kadar değerli şeyleri bu hallere getirmek...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder