5 Mayıs 2012 Cumartesi

Birinci Dünya vs Üçüncü Dünya

Tam 2 gün içinde yetiştirmem gereken dünyanın işi varken bunu yazmamam gerekse de sonraya bırakamayacağım!
Sürekli karşıma çıkan birinci dünya ve üçüncü dünya ülkeleri tabirleri beni son derece rahatsız ediyor. Elimizde bir tek tane dünya varken neyin birincisi ve üçüncüsü? Dahası ikinciden neden hiç kimse bahsetmiyor?
Ocak sonunda İtalya’dan misafirlerim vardı. Toplu taşıma sistemimize bayıldılar! Hem özel girişim hem de kamunun aynı işlevi yapıyor olmasına inanamadılar. Giderken son vardıkları karar eğer İstanbul “üçüncü dünya”nın bir parçasıysa onların ne olduğuna isim veremedikleri ve bu kadar gelişebilmek için dünyanın işini yapmaları gerektiğiydi. Gezdiğimiz yerler de Nişantaşı, Etiler gibi lüks yerler değil, aksine Kadıköy çarşı içi, tarihi yarım ada gibi hayatın canlı olduğu yerlerdi.
Kendini birinci görmek isteyen zavallı olduğunu düşündüğüm bir gruptan öteye gidemeyen, dünya ekosistemine en büyük zararı yüzyıldan fazla zamandır veren bu ülkeler kendi hayatlarını ve beraberlerinde bizimkileri de mahvetmekte birinci olabilirler ancak! Bazı akademik metinlerde karşılaştığım kadarıyla New York, Chicago’dansa Kahire’ye daha çok benziyormuş, dahası sonunda itiraf etmişler, aman efendim nasıl olurmuş…
Bir tane dünya var ve hoşumuza gitse de gitmese de hepimiz onun bir parçasıyız, burada ortak bir yaşam sürüyoruz ve hepimiz birbirimize bağlıyız! Sen dünyanın bir ucunda oturup üzerinde benim de hakkım olan doğal kaynakları, babanın malıymış gibi tüketemezsin üstüne de tüketirken ortak soluduğumuz havayı kirletemezsin!
Kabul edin ki birinci dünya denilen yer sadece kendini beğenmiş olduğu için kendi kendine ayrımcılık yapıyor ve tek olan dünyayı parçalara ayırmaya çalışıyor!
Birinci dünya da yok beşinci dünya da! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder